Erkekler Ne Ister [2K]

Buluşmanın yapılacağı restoranın camları Bosphorus’a bakıyordu. Aslı, manzarayı izliyor, saatin kaç olduğuna bakmamak için elinden geleni yapıyordu. Yirmi dakika geçmişti. Tam “kalkıp gideyim” diye düşündüğü anda, kapıda belirdi.

Yemek boyunca Arda işten bahsetti. Terfiden, yeni projeden, patronun ne kadar haksız olduğundan. Aslı dinledi. Başını salladı. “Anlıyorum,” dedi. Sonra, araya girmeyi denedi: “Ben de geçen gün ofiste…”

O güne kadar beklemeye değerdi.

Aslı gülümsedi. “Sorun değil.”

Döndü. “Arda, erkekler ne ister bilmiyorum. Ama ben ne istediğimi biliyorum. Ben, bana bakan birini istiyorum. Sadece bakan değil, gören.”

Aslı sustu.

“Yani,” dedi Aslı, “bir kadının sana ‘nasılsın’ diye sormasını bekleme. Önce sen sor. Bir kadının seni dinlemesini bekleme. Önce sen dinle. Bir kadının senin dünyana girmesini bekleme. Önce sen onunkine gir.” Erkekler Ne Ister

“Erkekler, aslında çok basit şeyler ister. Anlaşılmak ister. Duyulmak ister. Bir kadının gözlerinin içine bakıp ‘seni görüyorum’ denmesini ister. Ama en çok da… kendilerinin de görmesini ister.”

“Erkekler ne ister, biliyor musun?”

Arda oturdu, menüyü eline aldı. “Ne yiyorsun?” Aslı dinledi

“Efendim?”

Oysa sorun vardı. Sorun, üç aydır bu randevuyu erteliyor olmasıydı. Sorun, her buluşmalarında aynı şeydi: o gelir, Aslı beklerdi. Küçük bir şeydi belki, ama küçük şeyler… işte onlar birikirdi.

Yemek bitti. Hesap geldi. Arda cüzdanını çıkardı, kredi kartını uzattı. “Ben öderim,” dedi. Aslı “Paylaşalım mı?” diye sordu. “Yok canım, erkek adam öder,” dedi Arda, gülerek. Ama gözleri telefondaydı. Aslı çantasını omzuna astı.

Vali arabayı getirdi. Arda hâlâ bir şey diyememişti. Aslı çantasını omzuna astı.